DİNİN TANIMI

DİNİN TANIMI

 

Tanımı en zor kavramların başında din gelmektedir. Dini tanımlarken

gerek geçmişte yaşamış gerekse günümüzde mevcut bütün inanç şekillerini

kuşatan ve hepsinde müşterek esasları ifade eden bir tanım yapmanın zorluğu

ortadadır. Dinin bütün dinleri içine alabilecek bir tanımı ancak din

kavramının sınırları kesin bir şekilde belirlendikten sonra yapılabilir. Kapsamlı

bir tarif için öncelikli olarak şahsî tecrübe yoluyla elde edilmiş olan

dindarlık kavramını tahlil etmek ve elde edilen sonucu dinî gerçeklerle karşılaştırmak

gerekir. Bütün zorluklarına rağmen yine de dinin çeşitli tanımları

yapılmıştır ve bu tanımlar genelde tanımı yapanların kendi sübjektif görüşlerini

yansıtmaktadır.

Çağdaş Batılı ilim adamları tarafından dinin birbirinden farklı tarifleri yapılmıştır.

Bu tarifler büyük ölçüde ferdî tecrübe ile zihnî, hissî, taabbüdî ve

içtimaî elemanlardan ibaret beş unsurun birini ya da birkaçını öne çıkararak

yapılmıştır. Ferdî tecrübe dışında kalan mevcut bu dört unsuru şu şekilde

açıklamak mümkündür:

a) Zihnî unsur. İnsanın kendisinden üstün bir güç ve kudretin mevcudiyetini

zihnen kabulü. Tanrı kavramı veya çok genel ifadesiyle kutsal

kavramı, bütün dinlerin özündeki temel unsurdur.

b) Hissî unsur. Zihnen varlığı kabul edilen bu üstün güç ve kudrete karşı

kalben duyulan bağlılık duygusu.

c) Taabbüdî unsur. Zihnen varlığı kabul edilen, kalben kendisine

bağlanılan yüce kudrete karşı bazı davranışları yapma yükümlülüğü.

Buna davranış faktörü de denilmektedir ki çok genel olarak ibadeti

veya kulluk gereklerini ifade etmektedir.

d) İçtimaî unsur. Aynı zihnî, hissî, taabbüdî unsurları paylaşan insanların

oluşturduğu sosyal grup.

Dinlerde bulunan bu unsurların yanında, din bilimleri açısından dini

oluşturan hususlar olarak kabul edilen ve bütün dinlerde bulunabilen unsurların

başlıcalarını şu şekilde sıralayabiliriz: Tabiat üstü, insan üstü varlıklara

inanç (Tanrı, melekler, cinler, ruhanî varlıklar gibi); kutsalla kutsal

olmayanı ayırma; ibadet, âyin ve törenler; yazılı veya yazısız gelenek (kutsal

kitap, ahlâkî kanunnâme); tabiat üstü, insan üstü varlık veya kutsalla

ilgili duygular (korku, güven, sır, günahkârlık, tapınma, bağlılık duyguları

gibi); insan üstü ile irtibat (vahiy, peygamber, dua, niyaz, ilham gibi vasıta ve

yollarla); âlem ve insan, hayat ve ölüm ötesi görüşü, hayat nizamı; içtimaî

grup (cemaat) ve bu gruba mensubiyet.

Bazı dinlerde bunların hepsi, bazılarında ise sadece bir kısmı bulunur.

İslâm bilginleri dinin tarifini, Kur'ân-ı Kerîm'de yer alan açıklamaları ve

İslâm inançlarını göz önünde bulundurarak yapmışlardır. Buna göre hak

dinin tarifi şu şekildedir: Din akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle

bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilâhî bir kanundur.

İslâm bilginlerinin din tarifleri hak din için düşünülmüş dar kapsamlı tariflerdir.

Bu tariflerde ortak noktalardan biri dinin ilâhî kaynaklı olduğunun

vurgulanmasıdır. Buna göre gerçek din beşer kaynaklı olamaz. Yine bu

tariflerde dinin akıl ve irade ile ilişkisi gösterilmiştir; bu da dinin bir akıl ve

tercih konusu olduğu anlamını taşır. Nihayet dinin insanları özü itibariyle

hayır olana yönelten bir kanun şeklinde tanımlanması dinin aynı zamanda

bir aksiyon alanı olduğunu gösterir. Buna göre din, insanın kâinattaki varlıkları

müşahede ederek duyular üstü ilâhî gerçekleri kavramasından ibaret

görülebileceği gibi kişinin kendi çabasıyla ulaşamayıp, sadece vahiy kanalıyla

elde edebildiği gerçekler bütünü olarak da tarif edilebilir.